Mehmet Emin Sofuoğlu

Mehmet Emin Sofuoğlu

Mehmet Emin Sofuoğlu

CEDAW VE İSTANBUL SÖZLEŞMESİ, MİLLİ GÜVENLİK SORUNU MU?

02 Ağustos 2020 - 08:33 - Güncelleme: 08 Ağustos 2020 - 23:45

 

Sayın Cumhurbaşkanım, 

 

"En az 3 çocuk istiyorum" şeklindeki teşviklerinizin, 'Milli Güvenliğimizin' bir gereği olduğunun idrakindeyiz. 

 

Nasıl ki, çocuk olmadan istikbalimiz olmayacak ise, aile olmadan da çocuk olmayacağı açıktır! 

 

Aileyi koruyamaz, kaybeder isek, hem millet hem devlet olarak geleceğimizi kayberder, hem de insan neslini yok etmeye yönelik yapılan küresel çalışmaların değirmenine su taşımış oluruz..

 

Bugün küresel güçler, özellikle İslâm dünyasında, insan fıtratına aykırı sapkınlıkları özendirip, maddi ve manevi desteklerle teşvik ediyorlar. 

 

"Kadına Şiddete Karşı.." gibi kavramlar siper yapılarak aile kurumumuz dinamitleniyor.. 

 

Bunu da, uluslararası antlaşmalar ve sözleşmeler ile bağlayıcı hale getirildiği için, kendi devlet politikalarımıza baskı kurarak yön vermeye çalışıyorlar..

 

Bu bağlamda CEDAW antlaşması ve İSTANBUL SÖZLEŞMESİ, şu an ülke gündeminde büyük yer tutmakta ve Türkiye Halkının büyük tepkisine neden olmaktadır. 

 

CEDAW, Türkiye tarafından 1985 yılında imzalandı. Uluslararası kadın hakları yasası olarak da kabul edilen CEDAW, sözleşmeye taraf olan ülkelerde kadın haklarının, sözüm ona güvence altına alınmasını ve geliştirilmesini hedefliyor. 

 

İSTANBUL SÖZLEŞMESİ de, Türkiyenin, 11 Mayıs 2011 yılında  imzaladığı, 24 Kasım 2011’de TBMM’nin müzakeresiz ve şartsız kabul ettiği, sözde "Kadına Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye Dair Avrupa Konseyi Sözleşmesi"dir. 121. Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi toplantısında, aralarında Türkiye'nin de bulunduğu 13 ülke tarafından imzalanmış ve 1 Ağustos 2014'te yürürlüğe girmiştir. 

 

 

CEDAW ve İSTANBUL SÖZLEŞMELERİ, sözde kadına karşı ayrım, kadına yönelik şiddet gibi hususları vitrine koyarak, aslında bugün yaşanılan aile parçalanmalarından da anlaşılacağı gibi, toplumumuzun en temel yapı taşını, "aile" olmaktan uzaklaştıran uluslararası sözleşmelerdir. 

 

CEDAW ve İSTANBUL SÖZLEŞMELERİ, milli güvenliğimize yönelik yapılan dış kaynaklı SABOTAJlardır!

 

İstanbul sözleşmesi uygulanmaya başladığından beri, Türkiye'de kadın cinayetleri daha da artmıştır. 2011'de imzalandığında 121 cinayet kayda geçmişken, o yıldan 2019'a kadar her yıl artarak, 2019'da 474 cinayet işlenmiştir. 

 

Bizim toplumumuzda kadını da, erkeği de, çocuğu da, yaşlıyı da, engelliyi de yasalar ya da sözleşmeler değil, “toplumsal ahlak” yani "milli-manevi değerlerimiz" korur. Biz, topluma milli-manevi değerlerimizi ne kadar yüksek oranda yerleştirirsek, o oranda toplumsal huzura kavuşur, cinayetlerin, sapkınlıkların ve huzursuzluğun önüne geçeriz. 

 

Bu bağlamda, CEDAW ve İSTANBUL SÖZLEŞMELERİ, aile yapımızı ifsat ederek yıkmaya yönelik uygulanan bir truva atı niteliğinde asrımızın en büyük bir YIKIM PROJELERİdir!

 

 

AİLE, HER ŞEYİMİZDİR!

 

Milli-manevi ve kültürel değerlerimizi yozlaştıran, “aile”yi dinamitleyen, insan haysiyet ve onurunu zedeleyen sapkınlıkları, kanun şemsiyesi ile korumaya çalışmak, bu milletin geleceğine kefen dikmekten farksızdır!

 

Bu, toplumsal bir çöküşü getirecektir! 

 

İşin daha da kötüsü, bu tehlikeli gidişata dikkat çeken herkesin, saldırgan bir güruhun linç ve itibar suikastine uğrayarak, hedef haline getirilmesidir!

 

Devletin, diyanetin ve siyasi erkin yetkilileri de suskun kalmamalıdır!

 

Bu, bizim apaçık bir Milli Güvelik sorunumuz ve "Varolma Mücadelemizdir!"

 

Bu projelerin arkasında emperyalistler  küresel şer güçler vardır! Bu projeler, küresel labaratuvarlarda üretilerek bize dayatılmıştır!

 

CEDAW, İSTANBUL SÖZLEŞMESİ, TOPLUMSAL CİNSİYET EŞİTLİĞİ PROJESİ ve 6284 sayılı yasa, bu milletin temeline konulan  atom bombasından daha güçlü yok edici bir tehlikedir! Bunlar, çok sinsice hazırlanmış metinlerdir.

 

Bu antlaşma ve sözleşmenin niçin yapıldığını aziz milletimiz hala anlamamistir!!!

 

Eğer anlasaydı, 15 Temmuz gecesi  gibi sokağa çıkarlar ve bu projelere karşı büyük bir mücadele başlatırlardı.

 

 

Sayın Cumhurbaşkanım,

 

"İstanbul sözleşmesi, 'Nas' değil" dediniz. İstirham ediyoruz, iptal ediniz!

 

Değerli Numan Kurtulmuş beyin, İstanbul sözleşmesi için: "Geldiği gibi gider" anlamındaki gönüllere su serpen ve ardından Sayın Cumurbaşkanımızca da desteklenen beyanlarının acilen yerine ulaşmasını diliyoruz!